PANİK BOZUKLUK
Panik bozukluk, panik atakla sık sık karıştırılan bir kavramdır. Aslından biri diğerinin devamıdır. Panik atak, herkesin yaşayabileceği, şiddetli kaygıya eşlik eden fizyolojik belirtiler bütünüdür. Tek başına bir hastalık olarak kabul edilmez. Panik bozukluk ise, panik atak veya atakların olduğu, ardından da beklenti anksiyetesinin(kaygısının) eşlik ettiği bir hastalıktır.

Yani formülle anlatmak gerekirse;

PANİK ATAK + BEKLENTİ ANKSİYETESİ = PANİK BOZULUK

Panik bozukluğu anlamak için önce panik atağı ardından da beklenti anksiyetesini anlamak gerekir.

Panik ataklarda şiddetli kaygı ve bedensel belirtilerin olduğunu söylemiştik. Çoğu vakada ilk başta oluşan kaygının kaynağı dış dünya ile alakalıdır. Kaygı düzeyi şiddetlendikçe, bedensel belirtiler hissedilir duruma gelir yani onlar da şiddetlenir. Bu durumda kaygının odak noktası kişinin kendi vücudu olmaya başlar. “Kalp krizi mi geçiriyorum? Ölecek miyim? Aklımı mı kaçırıyorum?”. Bu sorulardan da anlaşılabileceği gibi artık kaygı vücudun verdiği tepkilere odaklanmıştır.

Duygular aynı zamanda fiziksel belirtilere de sebep olur. Ama hissedilen duygular çok yoğun olmadığı sürece bu bedensel belirtiler farkedilmez. Kaygı da bir duygu olduğu için ona da eşlik eden bir takım bedensel belirtiler vardır. Panik atak yaşayan birinde kaygı zirve yaptığı için haliyle hissedilen bedensel belirtiler de şiddetli olur. Atak geçiren kişi kaygıya bağlı olarak daha fazla bedensel belirti gösterir, gösterdiği bu bedensel belirtiler de kişide daha fazla kaygı oluşmasına sağlar. O kaygı da tekrar bedensel belirti olarak geri döner. bu bir sonsuz döngüdür. Problemin kaynağı da burasıdır.

Yukarıdaki formüle geri dönecek olursak, kişi önce bir panik atak yaşar.

Kaygı seviyesi çok yükselir buna bağlı bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler;

1) Çarpıntı, kalp hızının artması, kalbin küt küt çarpması,

2) Terleme,

3) Titreme veya sarsılma,

4) Soluğun daraldığı veya boğuluyormuş gibi olma duyumu,

5) Soluğun tıkandığı duyumu,

6) Göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma,

7) Bulantı veya karın ağrısı,

8) Baş dönmesi ayakta duramama, sersemlik hissi, bayılacak gibi olma,

9) Üşüme, ürperme veya ateş basması,

10) Uyuşmalar,

11) Bir anda çevreye yabancılaşma ve/veya kendi bedenine yabancılaşma,

12) Bunlara bağlı olarak denetimini yitirme ve çıldırma korkusu,

13) Yine bunlara bağlı olarak ölüm korkusu.

Bu belirtilerin bir çoğu şiddetli bir kaygıyla birlikte ortaya çıkmışsa panik atak geçiriyor olabiliriz.

Ardından, panik atak bittikten sonraki günlerde veya haftalarda bir beklenti sarar kişiyi. Buna beklenti anksiyetesi denir. Farklı şekillerde kendisini gösterebilir. Örnek olarak;

“Tekrar panik atak yaşar mıyım, yaşarsam aklımı kaçırabilirim, ölebilirim.”

“Kesin bir daha yaşayacağım, beni nerede yakalayacak, beni gafil avlayacak.”

“Ben bu atağı belirli bir ortamda yaşamıştım (otobüs, sinema vb.). O ortamlara tekrar gidersem panik atak yaşarım, o yüzden artık gitmeyeceğim.”

Buna benzer bir takım düşünceler yine kişide kaygı uyandırır. Ama bu kaygı panik atak seviyesinde değildir. Bir beklentinin yarattığı kaygıdır. Böylelikle panik atak yaşanıp, tabloya beklenti anksiyetesi de eşlik ettiği için artık durum panik bozukluktur.

Tedavi nasıl olmalıdır?

İlk defa panik atak yaşayan birisi mutlaka önce bir hekime görünmelidir ki genelde ilk durak acil servis olur. Yaşanan durumun bir panik atak olduğundan emin olmak gerekir. Ardından durum panik bozukluğa doğru gidiyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından yardım almakta yarar var. Panik bozukluk tedavisinde kullanılan yönteme; bireyin yaşı, var olan fiziksel rahatsızlıklar (yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları vs.) şekil verir.

KAYNAK

DSM-5

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir